[Logo] T.C. Yükseköğretim Kurulu Bilgi Paylaşım Forumu
  [Search] Ara   [Recent Topics] Son Konular   [Hottest Topics] Yeni Konular   [Members]  Üye Listesi   [Groups] Ana Sayfaya Git 
[Register] Kayıt Ol / 
[Login] Giriş 
Doçentlik Sınavı
Forum Dizini » Görüş ve önerileriniz
Yazar Mesaj
Doç Dr. Gökhan Gündüz


Katıldı: 02/02/2012 11:16:51
Mesajlar: 2
Çevrimdışı

Doçentlik sınavı ile ilgili birçok problem yaşanmaktadır. Bu kunuyla ilgili bir konu başlığının ve tartışmanın başlatılması faydalı olacaktır.
eakin


Katıldı: 01/02/2012 14:29:59
Mesajlar: 19
Çevrimdışı

Sayın Hocam kesinlikle haklısınız. Mesela 2011 yılı eylül ayında 2012 ve 2013 kriterleri bazı alanlar için değiştirildi ve yeni kriterler sorunlu. Bu konuda birçok itiraz olduğunu ve UAK'ın yeni bir çalışma yaptığını biliyorum (UAK'da gelen resmi bir yazı ile). Ama şubat ayına geldik, başvurular nisan ayında ve kriterler hala net değil. Bu bile başlı başına bir sorun.
Ayrıca Doçetlik dosyalarının incelenme şekli de yine ayrı bir sorun. Sizin hakemli dergilerde yayımlanmış bilimsel çalışmalarınızı tekrar inceleyip puanlama dışında tutabiliyorlar, uluslararası dergilerde yayımlanan çalışmanızı veya uluslararası kongrelerde sunduğunuz bildilerileri hakem kurulunun şu kadarı, bilim kurulunun bu kadarı yabancı değil diye ulusal çalışma diye puanlayabiliyorlar. O zaman neden hakemli dergi veya yayın şartı var. Çalışamalar hazırlansın, yayınlanmadan dosyalansın ve başvuru yapılsın, Doçentlik jürisindeki üyeler eserleri değerlendirsin. Süreç çok daha kısa ve masrafsız olur bu sayede
Bir de tabi mülakat sorunu var.
hagetr


Katıldı: 01/02/2012 13:54:37
Mesajlar: 8
Çevrimdışı

Çok doğru olur. Bizleri dil sınavı ile yurtdışı dergilere mahkum eden sistem sorgulanmalıdır.
doç. adayı


Katıldı: 09/02/2012 03:21:35
Mesajlar: 2
Çevrimdışı

Merhaba,
Herşeyden önce bu konudan muzdarip bu kadar doçent adayı varken, henüz hiç kimsenin buraya yazmamış olması hayret verici. Umarım bunun nedeni forumun henüz yeni olmasıdır. Ayrıca yetkililere bu forum aracılığı ile sesimizi duyurma hususunda yardımcı oldukları için teşekkürler. İnşallah yazılanlarda gözardı edilmeyip, değerlendirilir.
Benim anlayamadığım birinci nokta yeni kriterlerin Nisan-2012'de yürürlüğe girip girmeyeceği hususu. Az evvel YÖK sayfasındaki ÜAK bağlantısına tıkladım, halen eski kriterleri gösteriyor. Anlamadığım ikinci nokta ise yeni kriterlerde Fen alanı içerisinde bana göre haksızlığın söz konusu olması. Neden Matematik ve İstatistikde SCI-Exp 2 yayın kabul edilirken, Kimya-Fizikte 2'si SCI, toplam 4 yayın, Biyolojide ise 2'si SCI, toplam 5 yayın. Fizik-Kimya-Biyoloji de yayın yapmak, Matematik ve İstatistiğe göre daha mı kolay? Tabii ki değil...
Bu forumun varlığından haberdar olan arkadaşların diğer ortamlarda bu forumu duyurmalarını tavsiye ediyorum. Teşekkürler.
livecold


Katıldı: 02/02/2012 10:26:08
Mesajlar: 8
Çevrimdışı

doçentlik sınavının sorunlu olduğunu kabul etmeyen yoktur herhalde;
1. belli sayıda yayın isteniyor. ama sınavı yapanlar kiminin minmum sayıdaki yayınını yeterli sayarken aynı jüri bunun 3-5 katı kadar yayını olan adayın yayınlarını yetersiz sayıyorlar. hatta tek tek yayın bazında olumlugörüşler bildirip nihai olarak red diyebilmektedirler.
bir de hakemlerden geçmiş sci yayını kabul etmemek gibi bir durum söz konusu. kim hangi bilimsel gerekçe ve yetkiyle kendinde bu hakkı bulabiliyor?
sonuçta yeterli sayıda yayını yapan herkes yayından başarılı sayılmalıdır. belki sadece yayınlarda alan incelemsi vb. gibi somut incelemeler yapılmalıdır. içeriği eleştirip yetersiz saymak pek çok çelişkiyi beraberinde getiriyor...
2. türkiyede "sözlü sınav=torpil" demek olduğundan bu konuda diyecek fazla bir söz bulamıyorum. belki sözlü yerine tus benzeri merkezi bir sınav yapılabilir!
garip


Katıldı: 01/02/2012 18:49:40
Mesajlar: 7
Çevrimdışı

Sayın Moderatör,

3 veya 4 yorum yazdım. Hiçbirini göremiyorum.

Saygılar.
tkabaca


Katıldı: 08/02/2012 16:48:02
Mesajlar: 1
Çevrimdışı

Doçentlik kriterlerinin sadece makale boyutunda olması da oldukça dengesiz bir durum. Bir öğretim üyesinin üç temel misyonu olmalıdır. Araştırma, Eğitim-Öğretim ve Alanı ile sosyal sorumluluklar. Bu
üçünü de içine alan bir sistem olmalı. Şu an odaya kapanıp sadece alanı ile ilgili akademisyenlerin okuyacağı çeşitli yayınlar yapmak doçent olmak için yeterli. Gerekli olmalı ama yeterli
olmamalı
. Bunun yanında bazı alanlardaki tek yazarlı makale şartının da acilen tartışmaya açılması gerekiyor. Böyle bir şartın akademik gelişimimiz adına götürdükleri sanırım getirilerinden fazla.
fcanpolat


Katıldı: 08/02/2012 13:22:59
Mesajlar: 12
Çevrimdışı

Essas yapılması gereken bu sınavın kaldırılması. Buradan Sayın YÖk başkanımıza sesleniyorum. Mevcut Doçentlik sınav süreci çok hantal, maalesef bu sistem Doçentlik ünvanlarını geciktirici ve engelleyici bir hal almışltır. Yard. Doç.'lik ve Prof. luk ünvanları Üniversiteler tarafından verilmektedir. Doçentlik ünvanı neden verilmesin. ABD de Doçentlik ünvanları her üniversite kendisi vermektedir. Sayın hocam Anadolu üniveristeleri acil öğretim üyelerine ihtiyaç var. Doçentlik sınavlarını üniveristelre bırakırsanız süreç çok daha hızlı ve verimli olur.
dirk


Katıldı: 01/02/2012 21:17:52
Mesajlar: 2
Çevrimdışı

Katılıyorum. Doçentlik sınavlarının adil olmaması(bir jurinin kolaylıkla onay verdiği bir adayın bir önceki dönem aynı dosya ile yayınlardan açık ara kalması gibi), sürecin uzun sürmesi (8 ayda üak anca juri belirliyor) ve juri üyelerinin keyfi kararları sonucunda itiraz edilebiecek bir yerin olmaması ilk aklıma gelen problemler.
adnancinal


Katıldı: 02/02/2012 19:10:53
Mesajlar: 1
Çevrimdışı

Evet. ben özellikle sınava başvuru aşamasında hazırlanan dosyanının, çağımıza da uygun olarak dijital ortamda hazırlanabilmesini ve başvuruların kağıt ortamda değil de CD veya DVD ortamında da yapılabilmesini istiyorum. böylece hem dosya hazırlayanlar büyük bir zahmetten ve maliyetten kurtulacaklar, hem de değerlendirenler dosya taşımaktan kurtulacak, ve bilgisayarın sağladığı kolaylıklardan yararlanacaklar. ayrıca her yıl çöpe giden belki milyonlarca sayfa fotokopi de kamu kaynağı olarak israf olmayacak. dosyalarda orijinali gibi renkli ve pdf ortamında görülebilecektir. başlangıç için jüriler belli olduktan sonra jüri üyesi kağıt dosya istediğini özellikle belirtmediği sürece dijital ortam kullanolacaktır denebilir. ve bilgisayar ile arası iyi olmayan jüri üyelerine imkan tanınır. böylece müzik bölümleri eserlerini, sinema bölümleri filimlerini, diğer sanat dalları kendi uygulamalarını jüriye iletebilirler.
hemde oldukça yüklü bir maliyet israf edilmekten kurtulur ve insanlar her sene yeni dosya hazırlamaz
Zehram


Katıldı: 02/02/2012 12:56:04
Mesajlar: 12
Çevrimdışı

2. Ciddi ve gerçekçi bir Akademik performans kriteri olmayışı, Doçentlik sınavı jürisi gibi yanlı sonuçlar veren bir uygulamaya sebebiyet vermiştir. Akademik performans kriteri; makale, proje, kitap, sunum, lisans ve lisans üstü eğitim faaliyeti, kültürel faaliyet ve etkinlik, dil seviyesi gibi etkinliklerin (idari görevlerin katkısı hiç olmamalı yada çok az olmalı) herbirinin önem sırasına ve kalitesine göre derecelendirilmesi usulüne göre tespit edilmelidir. Doçentlik jürileri, sınav esasına göre değil sadece bu derecelenme esasına göre akademisyenin puanlamasını takip ve tastik sorumluluğu olmalıdır. Makul bir puana ulaşan Doçent ve profesör ünvanını hemen almalıdır. Fakat akademik üretkenliğini makul bir seviyede tutmak adına performans kriterleri esaslı teşvikler düşünülmelidir. Böylece ülkemizde de genç ve yetenekli profesörleri daha fazla görebiliriz.
Zehram


Katıldı: 02/02/2012 12:56:04
Mesajlar: 12
Çevrimdışı

Doçentlik müessesinin tesisinde genelde iki ana yanlış uygulama, üniversitelerde akademik üretkenliğe oldukça zarar vermektedir.
1. Doçentlik ve profersörlük üniversitelerde idari ve hiyerarşik yapılanmanın esası ve nihayet hedef olarak algılanmaktadır. Böylece doçent ve profesör olanlar kendini potansiyel idari yönetici gibi algıladığından, akademik verimlilik doçentlikten sonra düşmektedir. Akademisyenleri yüzünü idari görevlerden akademik çalışmalara çevirmek son derece önemlidir. ÜAK doçentlik sınav sistemi bu tür "YÖNETİCİ" adaylarını ürettiğinden bu yapıya kuvvet vermektedir. Nihayetinde ÜAK üyeleri bu yapıdan yetişmedir. Doçentlik sınavına başvuruda yabancı dil barajının olması gibi anlamsız bir uygulamaya ve doçentlik jürisi gibi yanlı sonuçlar vermiş uygulamaya bu açıdan bakabilirsiniz. Üniversitelerdeki rektör, dekan, yüksekokul müdürü idari ve temsili konuma getirilip yönetim bilimi uzmanlarına bırakılmalı, akademisyenler geniş katılımlı, yetkili kurullarda karar aşamasına katılmalıdır. Devam...
syavuz


Katıldı: 01/02/2012 12:11:51
Mesajlar: 35
Çevrimdışı

Ayrıca doçentlik dil sınavı ÖSYM yerine UAK'ye devredilmeli. UAK adayın kendi alanından soru sormalı. Örneğin geçen ÜDS/KPDS sınavlarından birinde hiç ismini duymadığım bir müzik aleti ile ilgili bir parça vardı. Acaba akademisyenlerin yabancı dil seviyesini ölçen alet bu müzik aleti midir?

Bu mesaj 1 kez düzenlendi. Son güncelleme 16/02/2012 13:36:55 tarihinde yapıldı.

vertex


Katıldı: 02/02/2012 22:34:50
Mesajlar: 3
Çevrimdışı

Ben ikinci kez doçentlik sınavına başvuruyorum. kriterlerin değişmesi nedeniyle başarılı olmamam halinde sonraki başvuruyu şartlarını en iyi ihtimal ile 5 yıl sonra yapabileceğim. (Tek
isimli 2 SCI ve 3 adet SCI-E).
Doçentlik kriterlerini sağlayamadığım için doçent, kadro olmadığı(Bize bildirilen bu) yrd. doçent olamıyorum. 30 yıllık memuriyet olan babama nasıl olur da
12 yıldır özlük hakkımı alamadığımı anlatamıyorum. Yüksek lisans, Doktora ve Doçentlik başvuru şartlarını sağlıyorum. Ama Araştırma görevlisi olarak ders veremiyorum. Uluslararası kitap
bölüm yazarlığı yaparken kimse ünvan sormuyor ama maaş, özlük hakkı, yetki, konusunda deve kuşu misaliyiz. Uç, yüksel deseler kanatlarımız yok, bu yükü kaldır deseler bu kadar yük
taşıyacak gücümüz yok. Akademik ilerleme ile maaşlar fark olmasa bende Üniversite öğretmeni olurdum.
garip


Katıldı: 01/02/2012 18:49:40
Mesajlar: 7
Çevrimdışı

YÖK mü yoksa jürinin kriterleri mi? Biz de aşılması gereken sorun bu. Bir adayın jürinin ön diplomasi görüşmleri öncesi bırakılması veya uğurlanması sıkça dillendirilen bir durum. Ateş olmayan yerden......

Ciddi bir öneride bulunmak istiyorum. Amerikan ve ileri Avrupa ülkelerindeki sisteme geçilsin. Örneğin, Amerika'da her öğretim üyesi sözleşmelidir. Aynı kişi bir üniversitede Prof., diğer başka bir üniversitede Doç., veya Yrd.Doç. olarak çalışabilir. Yani kişinin unvanı üniversitenin kalitesi ve kendi CV'si ile ilgilidir. Çakılı kadro yoktur. Bu sisteme bazı Afrika ülkelerinin de geçtiğini biliyorum. Bakın o zaman ülkede nasıl bir bilim patlama oluyor. Bizde öğretim üyelerinin bir kısmı sözleşmeli bir kısmı daimi kadro. Altta kalanın canı çıksın. Doçentlik hatırına isimlerinin yanına Prof.'lerin isminin eklendiğini bir kenara bırakırsak, zannıma göre en fazla SCI makaleyi Yrd. Doç. ler üretiyor.
 
Forum Dizini » Görüş ve önerileriniz
Git: